Ya Birleşik Mücadeleyi Öreceğiz, Ya da Faşizmin Karanlığında yok olacağız!

Çetin Ali Nergis

12 Mayıs 2016
Ya Birleşik Mücadeleyi Öreceğiz, Ya da Faşizmin Karanlığında yok olacağız!

Bu ihtiyac? göremeyen ve bunun gereklerini yerine getiremeyenlerin önümüzdeki dönemde politikada etkili olmalar? mümkün de?ildir. Ancak sorunumuz, böylesi örgütlerin de?il, halklar?m?z?n ve ülkemizin gelece?idir.

Ak?l ve sorumluluk sahibi herkesin görebilece?i, çok da meçhul olmayan bir noktaya do?ru ad?m ad?m yol al?yoruz. 2013 Gezi eylemleriyle birlikte niyetleri daha görünür hale gelen Erdo?an’?n nas?l bir yönetim kurgulad???, 2023 hedefinin ne oldu?u, bu yolda ba?kanl?k isterken neyi amaçlad??? art?k s?r de?il. Söz konusu olan, devletin ve toplumsal ya?am?n yeniden düzenlenmesi iste?idir ve bu, bu gidi?e muhalif olabilecek her bir kesimin s?rayla etkisizle?tirilmesi ve direnç gösterildi?inde ise her düzeyde ?iddetle yok edilmesi esas?na dayan?yor. 7 Haziran seçim sonuçlar?yla tek ba??na iktidar olamayaca??n? anlayan Saray Diktas?, önüne ç?kan HDP engelini a?abilmek için seçimleri yok sayd?. HDP’nin destek buldu?u tüm kent merkezlerinde halka kar?? aç?kça sava? açt?. Devletin y?llarca ölüm ve y?k?mdan ba?ka sonuç vermemi? geleneksel Kürt dü?manl???na dayal? sava? politikalar?na yeniden sar?ld?. ?ktidar? u?runa, milliyetçili?i k??k?rtmaktan çekinmedi ve halklar?n bir arada ya?ama arzusuna büyük darbeler indirdi ve indirmeye devam ediyor.

?lk Hedef; Erdo?an Diktatörlü?üne Me?ruiyet Kazand?rmak

?çinde bulundu?umuz durumu anlamak için birkaç gün üst üste saray medyas? d???nda kalm?? birkaç yay?n organ?nda yer alan haberlere bakmak yeterli. Her gün katiller, h?rs?zlar tahliye edilip, i?kenceciler hakk?nda aç?lan davalar zaman a??m? vs. gibi gerekçelerle dü?ürülürken; katillere direnen, h?rs?zl??? yazan, cinayetleri, sava? suçlar?n? haberle?tirmeye çal??anlar; sava? dursun, ölümler olmas?n diyenler hain ilan edilip, haklar?nda davalar aç?l?yor. Otuz -k?rk ki?ilik gösterilere bile yüzlerce polis, TOMA ve gaz e?li?inde plastik mermilerle sald?r?yor. Kürt illerinde hendek, özyönetim ilan? gerekçesiyle evler tank ve top ate?iyle yerle bir ediliyor, kentler ya?an?lmaz hale getiriliyor. Bu sava??n üzerinden bile yeni imar rantlar? yarat?lmaya çal???l?yor. Tarihimize Kanl? Pazar olarak geçen gerici fa?ist sald?r?n?n ba? aktörlerinden biri Meclis Ba?kanl???nda oturuyor ve bu meclis, halklar?n ve bar???n sesi olmaya çal??an HDP’li vekilleri linç ettirerek meclisten atmaya çal???yor. H?rs?zlar?, çocuk tacizcilerini koruyan, yüzlerce insan?n ölümüne neden olan sava? politikalar?n? savunucusu AKP grubu, Meclis Ba?kan?’n?n mazisine ters dü?müyor ve HDP grubuna sald?r?yor. Amaçlar? belli, Anayasa de?i?ikli?i ile HDP’yi meclisten ç?kar?p meclisteki muhalefeti susturmak ve ilk f?rsatta saray?n her gün tekrar tekrar ihlal etti?i anayasay? de?i?tirmek ve Erdo?an diktatörlü?üne me?ruiyet kazand?racak yeni bir seçim tezgahlamak.

CHP’nin Tutumu

MHP’nin sava? cephesinin bir parças? olarak bu plana destek vermesi anla??labilir. Ama CHP’ye ne demeli? K?l?çdaro?lu’nun, yap?lmak istenen anayasa de?i?ikli?inin, anayasan?n kendisine ters oldu?unu aç?kça söylemesine ve bu de?i?ikli?in esas olarak Saray’?n Ba?kanl?k yolunda ilerleyebilmek için yeni bir hamlesi oldu?u bu kadar ayan beyan ortadayken, CHP’nin tavr?na ne demeli? Evet, söz konusu olan Kürtlerse, içlerinde bar?nd?rd?klar? milliyetçi refleksleri biliyoruz. CHP nihayetinde bu düzenin partisidir ve mevcut sömürü düzenine esastan bir itiraz? yoktur. Bunu da biliyoruz. Ama kendi kurdu?unu söyleyegeldi?i Cumhuriyet’in kazan?mlar? diye bilinen tüm kurum ve de?erleri, bir bir yok say?p ortadan kald?rmay? kendisine hedef olarak seçmi? bir siyasi organizasyon kar??s?nda, “yeter ki, Kürtlerle bir görünmeyelim” diyerek teslim olmak, sadece kendi tarihine de?il, bu ülkenin gelece?ine de ihanettir. HDP’den sonra s?ran?n kendilerine gelece?ini görmüyorlar m?? Böyle devam ederlerse, MHP gibi sava? cephesinin bir parças? olmalar? kaç?n?lmazd?r.

Hakimiyet, Kay?ts?z ?arts?z RTE’nin mi olacak?

7 Haziran’dan bu yana Türkiye’de art?k ne hükümet ne de meclis kalm??t?r. Yarg?dan hiç söz etmiyoruz bile. Kuvvetler ayr?l???n?n üç temel aya?? diye tarif edilen yasama, yürütme ve yarg? ve ça??m?zda dördüncü kuvvet olarak tan?mlanan medyan?n da büyük bir k?sm? Saray taraf?ndan teslim al?nm?? durumda. Kolluk kuvvetleri ve istihbarat do?rudan saray?n emrinde çal??maktad?r. Ordu önce Ergenekon, Balyoz vb. davalarla etkisiz hala getirilmi?, sonra da sava? politikalar? etraf?nda bir uzla?ma sa?lanm??t?r.

Türkiye’nin içine dü?tü?ü bu durumun sorumlusu, müzakerelerin son bulmas?na neden olan ve çat??mas?zl?k durumunu bitirip sava?? yeniden ba?latan iktidar h?rs? ve hesap verme korkusu içindeki Tayyip Erdo?an’d?r. Elbette ya?ad???m?z bu dönemi sadece Tayyip Erdo?an’la aç?klamak mümkün de?ildir. Türkiye’yi içinde ya?ad??? emperyalist-kapitalist ili?kilerden s?y?rarak, NATO’ya ba?l? bir ordusu oldu?unu unutarak yap?lacak her de?erlendirme eksikten öte yanl?? olur. AKP’de vücut bulan gerici ittifak? iktidara ta??yan uluslararas? ve bölgesel etkenleri, 2000’lerin ba??nda Türkiye’nin içine girdi?i ekonomik ve siyasi krizin nedenlerini atlayarak bugünü aç?klayamay?z. Tayyip Erdo?an, ayn? zamanda Türkiye’nin yüzy?la varan iktidar hesapla?mas?n?n, bitmeyen bir iç kavgan?n da önemli bir figürü olmu?tur. Emperyalist devletlerin tetikledi?i ve Türkiye’nin de k??k?rt?c? ve destekleyen bir taraf olarak dahil oldu?u Suriye’deki iç sava?ta h?zla de?i?en politik ve askeri durum kar??s?nda Saray tela? içindedir. Ve bu tela?, her türlü anti demokratik uygulama ve zorbal??? beraberinde getirmekte olan yerini sa?lamla?t?rma çabas?na dönü?mü?tür.

Bu yeni süreçteki olas? geli?meler, Mehmet Özgen’in Politez’de yay?nlanm?? olan “Diktatörlü?e Kar?? Halk Devrimi” (*) ba?l?kl? analiz-yaz?s?nda isabetli ?ekilde tan?mland??? için burada tekrar etmeyece?im.                                                    

Felaketin Büyü?ü

Evet, Tayyib Erdo?an halklar?, mezhepleri birbirine k?rd?rmak pahas?na da olsa kendi iktidar?n? sa?lamla?t?rmak için her türlü yola ba?vurarak ülkeyi bir felakete sürüklüyor. Ancak esas felaket, bu doludizgin geli?en gericili?e, sava? k??k?rt?c?l???na, zorbal?k ve keyfili?e kar?? halkta geli?en fa?izme kar?? direni? e?ilimlerini örgütlemesi gereken siyasi örgüt ya da örgütlerin, bunun için gerekli tarihsel görevi yerine getirememeleri halinde ortaya ç?kacakt?r. Günün tarihi görevi fa?izme kar?? birle?ik mücadeleyi örgütlemektir. Fa?izmin medyas? arac?l???yla her saat servis etti?i yalanlara kar?? ideolojik mücadeleyi yürütebilecek ve sald?r?lar kar??s?nda kitle mücadelesini yükseltirken, halk?n savunmas? için gerekli organlar? da yaratabilen birle?ik bir mücadele anlay???yla fa?izmin kar??s?na ç?kmak gerekiyor. Aksi halde iki yönlü bir tehlike ile kar?? kar??yay?z. ?lki, toplumun fa?izme boyun e?di?i, birle?ik bir mücadele anlay???n? hayata geçirme becerisini gösteremeyen muhalif güçlerin teker teker ezilmesiyle geli?ecek, uzun süreli bir gericilik döneminin hakim olmas?. Bir di?eri ise, Türkiye’deki demokratik mücadelenin halen en örgütlü gücü olan Kürt Ulusal Hareketinin bu süreçte, Türkiye’nin bat?s?ndaki demokratik muhalefetten koparak, kendi acil taleplerini öne ç?kard??? ve sonuçta her iki ulus cephesinde de milliyetçili?in güç kazanmas?na yol açabilecek yeni bir sürecin ba?lamas?. Saray’?n hali haz?rdaki politikas? bu iki sonuca hizmet edecek ?ekilde yürütülüyor. HDP’li vekillerin meclisten yaka paça at?lmak istenmesi kar??s?nda Demirta?’?n, “Bu halk birden fazla parlamento da kurabilir” sözünü, Kürt halk?n?n me?ru hakk?n?n dillendirilmesi olarak yorumlarken, bu durumun bir kopu?a yol açmakta oldu?unu da görmek zorunday?z.

Ne Yapmal?y?z ?

Hemen her sorumlu yurtta??n ve örgütün hemfikir oldu?u; (ad?na Fa?izm, diktatörlük ya da her ne derseniz deyin) Saray’?n sald?r?lar? kar??s?nda demokrasi güçlerinin da??n?k oldu?u gerçe?idir. Birlik olmak, birlikte mücadele etmek arzusu halkta her zaman vard?r ve bunun mümkün oldu?unu Gezi’de gördük. Günümüzün en acil görevi ve tarif etti?imiz bu tablonun i?aret eti?i ?ey, fa?izme kar?? birlikte mücadele etmenin organlar?n? yaratmakt?r. Bugüne kadar say?s?z örne?ini ya?ad???m?z tepeden birlik giri?imlerinin ba?ar?s?zl?kla sonuçland???n? biliyoruz. Bunlar, örgüt yap?lar?n?n kendi özelliklerinin bir yans?mas? olarak, mücadeleyi bürokratik bir çerçeveye s?k??t?rmaktan ba?ka bir sonuç vermiyorlar. Tabandan, emekçi halk zemininden bir inisiyatif geli?tirmek ve birlikte mücadeleyi, toplumun demokrasiden yana olan di?er kesimlerine do?ru yayg?nla?t?rmak gerekiyor. Gezi’den sonra de?i?ik biçimler alan forum ve meclis türü örgütlenmeler önemli bir deneydir. 1970’lerin sonunda hayata geçirilmeye çal???lan direni? komiteleri de önemlidir. Birincisi, demokrasi içeren ço?ulcu örgütlenme aray??lar? iken, ikincisi tek bir örgütün (Devrimci Yol’un), fa?izme kar?? halk?n öz savunmas?n? yaratma çabas?yd?. Bu deneyleri incelemek, günümüz ihtiyaçlar?na uygun biçimde ve tüm güçleri kapsayan, ortak demokrasi talepleri etraf?nda bulu?turmak zorunlulu?u var.

Ya?am biçimine müdahele sorunu Gezi’nin kitleselle?mesinde önemli bir etken olmu?tu. Son üç y?lda laikli?i hedef alan ve Alevi toplumunu da özellkile rahats?z eden sald?r?lar, e?itim sistemini tümüyle dine dayal? bir kal?ba sokma gayretleri ve nihayet bu sald?r?lar?n fiili aya?? olarak ortaya ç?kan I??D ve benzeri örgütler toplumda ciddi tepkilere neden olmakta. Son haftalarda laikli?i sahiplenen protestolardaki art?? olumludur. Ancak bu mücadelenin geli?erek büyümesi, bu mücadelenin toplumun di?er kesimlerinin demokratik talepleriyle birle?tirilmesini hedefleyen bir perspektifle ele al?nmas? halinde mümkün olabilir. Hali haz?rda Türkiye’nin en büyük sorunu sava? politikalar? ile iyice çözümsüzülü?e itilen Kürt sorunudur. Kürt halk?n?n özgürlük talebini, laiklik mücadelesiyle ve emekçilerin yak?c? sorunlar? ile birle?tirmeden, her alandaki güçleri bir di?erinin sorunuyla ba?lant?s?n? kuran bir devrim stratejisi geli?tirmeden fa?izmi alt etmek mümkün olamayacakt?r.

Türkiye’nin sorunlar?, basit reformlarla, hükümet de?i?iklikleri ile çözülecek sorunlar de?ildir. 1923 Cumhuriyeti, bugün onu kuranlar taraf?ndan bile savunulamaz hale gelmi?tir. Toplum önemli bir altüst olu?a gebedir ve yeni bir toplumun in?aas?nda öne ç?kan, sorumluluk alabilen örgütlü güçler bu yeni olu?uma damgas?n? vuracakt?r. Sorun da tam buradad?r, çünkü bu kritik dönemde öne ç?kmas? gereken emekçi s?n?f?n temsilcileri henüz bu tarihi sorumlulu?u omuzlayabilecek bir görüntü vermemektedir. Hali haz?rda kendilerini bir cephe olarak tan?mlayan siyasi güçlerin her biri cephenin kendisi de?il, ancak birle?ik daha büyük bir mücadelenin parças? olabildikleri takdirde belirleyici bir öneme sahip olabilirler.

Bu mümkün müdür? Evet. Yeter ki, Türkiye’de sosyalistler, gereken iradi çabay? gösterebilsin. Günümüz örgütlerini yetersiz, stratejik hedefe dair bulan?k, sekter ve daha birçok noktada eksik bulup, ele?tirebiliriz. Ancak bu durumlar?yla dahi bu sürece katk?lar? olabilir ve olacakt?r. Bu sürecin birlikte örülebilece?ini, önderli?in mücadele içinde ortaya ç?kaca?? bilinciyle hareket etmek gerekiyor. Topluma demokrasi önerirken, kendi içinde diyalogdan yoksun bir örgüt ve örgütler ili?kisi ile bu mümkün olabilir mi? Türkiye solu reel sosyalizmin olumsuzluklar?n? ve geçmi?ten ta??d??? bu çok parçal? yap?s?n? da böylesi bir mücadele içinde a?abilir. Bu a?amada öncelikli olan solun birli?i de?il, halk?n birli?ini sa?layabilmektir. 7 Haziran seçimlerinde halk, birle?ik bir mücadelenin önemini kavram?? ve bunun gere?ini yerinde getirmi?ti. Her zaman CHP’ye oy veren önemli say?da seçmen, HDP’ye oy vererek, Erdo?an’?n ba?kanl?k hevesine önemli bir darbe vurmu? oldu. Türkiye solu, t?pk? Gezi’de oldu?u gibi, 7 Haziran’dan da birle?ik mücadele zeminini ileriye ta??yabilecek bir örgütlenme dü?üncesi yaratamad?. Bu ihtiyac? göremeyen ve bunun gereklerini yerine getiremeyenlerin önümüzdeki dönemde politikada etkili olmalar? mümkün de?ildir. Ancak sorunumuz, böylesi örgütlerin de?il, halklar?m?z?n ve ülkemizin gelece?idir.

(*) /detail/mehmet-ozgen/6662/diktatorluge-karsi-halk-devrimi)

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Militarizm eleştirisi içermeyen bir demokrasi mücadelesi olur mu?
    Toplumun en geniş kesimlerinin, yani emekçilerin hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir demokrasi arzuluyorsak, militarizmi eleştirmek, onunla hesaplaşmak zorundayız. Darbelerle bile hesaplaşamamış bir ülkede sistemin temeline yönelik bir eleştiri ve…
  2. Bir Seçime Yaklaşırken, İki Dernek, İki Farklı Tutum
    ...yakın geleceğimizde kaçınılmaz biçimde toplumun yapacağı seçimdeki iki seçeneğe de denk düşüyor. Hakça paylaşımı, barışı, özgür ve eşit biçimde birlikte yaşamı savunan, şiddetten ve savaşlardan arınmış bir dünya ütopyasını büyütenlerin dünyasından…
  3. Demokrasi Konferansı;  Yeniden Kuruluş İçin Halkçı Bir Seçenek Öneriyor
    Demokrasi Konferansı’nda da dile getirilmiş ve yıllardır mücadele alanlarında büyütülmüş özlemlerin Türkiye’sini inşa edecek bir Demokrasi Hareketi için çalışmak bugünün devrimci görevidir. 24 Haziran günü İstanbul’da toplanan Demokrasi Konferansı’nda Demokratik…
  4. Gerici Kuşatma Karşısında Sanatın ve Sanatçının Sorumluluğu
    Tiyatro, ortaçağ Avrupa’sında uzun bir süre feodal devletlerin iktidarının en büyük gücü, kilisenin kontrolünde varlığını sürdürebilmişti. Bugün de insanları yurttaşlık bilincinden uzaklaştırıp, ümmet haline getirmeye ve ortaçağ karanlığına geri götürmeye…
  5. Shakespeare'in Kralları'ndan Bugüne...
    Tiyatronun anlattıkları hayatın kendisidir. Shakespeare’den izlediklerimiz zaman ve mekan kavramını aşan, her devrin çağdaşı, evrensel bir gerçekliğin hikayesidir. Zorbalığın iktidarı biçim değiştirse de her dönemde aynı yol ve yöntemlerle karşımıza…
  6. Kim Bu ADAM'lar ?
    Kim Bu ADAM'lar ?
    8 Eylül 2020
    12 Eylül 1980 Darbesinin 40ncı yılında Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği, Ayrımcılığa İtiraz Ediyoruz, Darbelerle Ayrımsız Hesaplaşılmalıdır başlığı ile bir kampanya başlatıyor. ADAM-DER, yani Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği. 12…
  7. Saray Rejimi, Salgın Felaketini Büyütüyor
    Corona Salgını bir kez daha gösterdi ki; Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetimindeki Türkiye, bir felakete doğru sürükleniyor. Tek adam yönetimi, ülkede kutuplaşmanın, hukuksuzluğun ve zaten bir sistem sorunu olarak var olan,…
  8. AKP Yönetiminde; Sosyal Devletten, Köleci Devlete
    Havalimanı inşaat işçileri, en doğal, yaşamsal hakları için “köle değiliz” diyerek isyan ettiler. Ne var ki, iktidarda devleti ortaçağın sultanlığı haline getirmek isteyen, milleti tebaası, çalışanları da köle gören bir…
  9. Şimdi, yeniden 'Bu Daha Başlangıç..' demenin zamanıdır.
    Önümüzdeki günler, gerçek bir demokrasiden yana olanlarla eski ya da yeni biçimiyle diktatörlü?ün devam?ndan yana olanlar aras?ndaki mücadeleye sahne olacak. Seçime art?k saatler kald?. Türkiye yeni geli?melere gebe. Seçimlerin sonuçlar?…
  10. Umut içimizde saklı
    Umut içimizde saklı
    2 Ocak 2018
    Umutsuz yaşamak mümkün mü ? En zor anlarda bile insanın direncini diri tutan, onu ayağa kaldıran, daha iyiye daha güzele olana ulaşma arzusu ve umudu değil mi?   Politeze yazı yazmayalı…
  11.  Hayır'ı Örgütlemek
    RTE nin başkanlığının reddi ya da kabulü sonrasında demokrasi güçlerinin programı nedir? Türkiye’yi içine düştüğü bu kaostan ve yıkıcı iç savaş tehdidinden nasıl çıkaracağız? Mevcut rejimin yerine dinci faşist bir diktatörlüğün kurulmasına…
  12. Şimdi Karar Verme Zamanı!
    Şimdi Karar Verme Zamanı!
    15 Aralık 2016
    Hakkında hırsızlık iddiası olan, savaş kışkırtıcılığından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanması istenen, halkı birbirine kırdırabilecek şekilde nefret dili kullanan ve sıklıkla yalan söylediği belgelenmiş birini bu halkın oylarıyla “başkan” seçtirecekler!  Ne…
  13. Gülay'ın ardından..
    Gülay'ın ardından..
    27 Kasım 2015
    Yazmak istediği kitaplardan birincisi, ODTÜ’lü yıllardan başlayarak, THKO ’nun kuruluşu ve Denizlerin idamına uzanan yıllardı. 1968’leri birçok kişinin yazdığını, ancak bir kadın olarak kendisinin de ayrıca aktarmak isteğinde olduğu deneyim…
  14. Haziran Seçimleri; Türkiye Solu'nun imtihanı
    Seçimler yaklaşırken Türkiye solunda ve özellikle BHH içinde sürdürülen tartışma, solun seçimlere etkisinin yanı sıra, kendi geleceği açısından da önem taşıyor. Seçim sandığında kurulacak bir ittifak, Tayyib'in değil, halkın Yeni Türkiye'sini…
  15. Bu Feryadı Duydunuz mu: 'Babamı Öldürdüler!'
    Türkiye, sorulacak hesapların fazlasıyla biriktiği bir ülke olmadı mı hala? --Devlet gözetiminde, işçiler, kadınlar ve cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler ölüyor.   Cezaevinden yine cinayet gibi bir ölüm haberi geldi. Bu kez…

ANALİZ

ANALİZFaşizm ve İç Savaş

Faşizm ve İç SavaşErdoğan- Bahçeli ikilisinin ya da Cumhur ittifakının ülkede iç savaşı da göze…