Bangır bangır ezan terörizmi

Rahmi Yıldırım

18 Mart 2019
Bangır bangır ezan terörizmi

Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!!

HAVALAR düzeldi diye balkon kapısını açmıştım. Civardaki büyük camide öğle ezanı okunmaya başladı. Hemen koştum, kapıyı aceleyle kapattım. Neden mi? Çünkü hoparlörleri sonuna kadar açmışlar, ezanı yüz desibelin üzerinde avaz avaz kulakları tırmalayan şekilde okuyorlardı. (Balkon kapısını kapattığım halde, ezan sesi yine haddinden yüksek geliyordu…)

Bendeniz bir Müslüman olarak ezanı çok seviyorum, hele sesi düzgün bir müezzin usulüne uygun güzel ezan okuyunca büyük zevk ve haz alıyorum, çok mutlu oluyorum.

Lakin ezan başkadır, hoparlör başkadır. Ezan ile hoparlör özdeşleştirilemez. Yüksek madenî sesli canavar bir hoparlör, çok güzel okunan bir ezana büyük zarar verir.

Camilerdeki hoparlör fetişizmi bedeviliktir, ilkelliktir. Akustik denilen bir ilim dalı vardır, camilerde bu ilme uyulmalıdır. Hele, sabah namazlarında hoparlörleri sonuna kadar açarak civarı zangır zangır titreterek ezan okumak büyük bir yanlıştır. Ezanlar öyle güzel okunmalı ki, namaz kılmayanlar bile ezan dinlemek için sabahleyin uyanmalı.

Ezan konusunda şimdiye kadar çok yazdım, Diyanet ilgilenmedi.

Hoparlörlerin ezana zarar verecek şekilde çok açılması dolayısıyla Diyanet’ten müştekiyim.

Camilerdeki hoparlör fetişizminden müştekiyim.

Camilerin mihrap duvarlarındaki ucuz, çirkin, iğrenç, rezil pilli Çin saatlerinden müştekiyim.

Cuma günleri camilerde makbuzsuz para toplanmasından müştekiyim.

İmamlığın para ücret maaş karşılığında namaz kıldırma memurluğu haline dönüştürülmesinden çok ama çok müştekiyim.

Cuma hutbelerinde Türkçe gramer, edebiyat ve vurgu hataları yapılmasından müştekiyim. (Birkaç ay önce bir hatip ‘Hz. İsa radiyallahu anh’ dedi!)

Sabah namazında koskoca camide sekiz cemaat var. Mihraptaki sabit mikrofon yetişmiyormuş gibi imam efendi yakasına bir de seyyar mikrofon mandallıyor, işte bundan müştekiyim.

Sesi bed olan ama kendilerini zamanın Bilal’i sanan bazı kimselerin hoparlörleri sonuna kadar açarak ezan okumalarından şikâyetçiyim.

Kırsal kesim kültür ve zihniyetinin din işlerine burnunu sokmasından müştekiyim.

Ezan konusunda akustik ve estetik kurallarını ayaklar altına alanlardan hezar kere şikâyetçiyim.

Muhterem Diyanet İşleri Başkanlığı, Teknik Üniversite akustik uzmanlarıyla işbirliği yaparak hoparlör terörizmini önlemelidir. 

Hoparlörleri sonuna kadar açıp avaz avaz bağırtmak fetişizmdir, günahtır, ayıptır, medeniyetsizliktir, densizliktir.

Hoparlörlerin sonuna kadar açılmasına karşı çıkmak ezan düşmanlığı değildir.

Bendeniz bu yazıyı ezanı savunmak için kaleme almış bulunmaktayım.

Hoparlörlerin çok açılması dolayısıyla güzel ezan dinleyemiyorum. Bu konuda hakkım varsa (ki vardır) haram olsun!

Yıllardan beri ezan ve hoparlör konusunda yayınlanan yazılarım bir araya getirilse kitap olur.  Heyhat ki, hiç ilgi görmediler.

(İslamcı yazar Mehmet Şevket Eygi’nin, “Diyanet ve Ezan Hoparlör Terörizmi” başlıklı yazısı, Vahdet, 20 Nisan 2015.)

***

Bangır bangır okunan ezanın gürültü terörizmi olduğunu sadece Mehmet Şevket Eygi söylemiyor. İlâhiyatçı yazar Dr. Hidayet Tuksal da: “Ezanın, insanları rahatsız edecek şekilde icra edilmesi, ne olursa olsun doğru bir şey değil. Bu, İslâm adına da doğru değil! Rahatsız olanlara ‘evinizi taşıyın’ ya da ‘faili meçhule kurban gidersiniz’ yönünde tehditler, barbarlıktır. Ben de bir dönem camiye yakın bir evde oturuyordum ve ezan dinlemek korkunç bir şeydi” diyor. 

Yine bir başka ilâhiyatçı yazar İhsan Eliaçık: “Kimsenin hoparlörlerin sesini sonuna kadar açıp ezan okumaya hakkı yoktur. Yüksek sesle okunan ve insanı rahatsız eden, güzel şekilde okunmayan şey, ezan da olsa, GÜRÜLTÜDÜR. Vatandaşların, ezanın okunuş şeklinden rahatsız olma hakkı vardır” şeklinde konuşuyor.

Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi ilâhiyat profesörü Mustafa Saim Yeprem ise, hoparlörden yüksek sesle okunan ezan konusunda şunları söylüyor:

“İnsanların çoğunun uyuyor olabileceği, hasta olabileceği veya toplantı esnasında olabileceği nedeniyle…yüksek sesli ezan…bazılarının hayatını olumsuz etkileyebilir. İslâm’da dayatma yoktur! Ezanın, her hal-u kârda kişiyi rahatsız etmeyecek ve gönle rahatlık, ferahlık verecek şekilde okunması lâzımdır.”

(Bu açıklamalar için bakınız: https://bianet.org/bianet/din/138215-ezandan-gurultu-olur-)

***

Buna benzer görüşleri dile getiren, hoparlör zulmünün önlenmesi için çağrıda bulunan başka ilâhiyatçı ve yazarlar da var. İyi ki varlar.

Demek ki neymiş?

Ezan okumaya memurlar ama insanın sinirlerini altüst edecek kadar kötü memurlar. Detone bir sesle ezan okuyorlar; detone okumakla kalsalar gene de şükür, hoparlörü köklüyorlar, gürültü kirliliği yapıyorlar. Arabalarda zangır zangır bangır bangır arabesk veya techno müzik çaldıran magandalardan hiçbir farkları yok.

İmamlığı para karşılığında namaz kıldırma memurluğuna dönüştüren bed sesli kimselerin hoparlörleri avaz avaz bağırtarak ezan okumaları ilkelliktir, medeniyetsizliktir, fetişizmdir, günahtır, ayıptır, densizliktir.

Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!!

***

Konu ezan olunca ne yazılsa ne söylense eksik kalır. 

Müteveffa Yaşar Nuri Öztürk sağ olsa, ezanın ibadet olmadığını söylerdi. (Sağlığında söyleyip durdu ama kendisi söyledi kendisi dinledi!)

Bir insan evladı da çıkar, “Madem her mevzuda Peygamber’in sünnetine göre amel etmeye hevesliler (tesettür vs. gibi), ezanı da Peygamber dönemindeki gibi hoparlör olmadan okusunlar” diyebilir.

Bir başkası, hoparlörle aksıra aksıra, kargayı bile minnetle anımsatacak bet bir sesle bangır bangır namaz vaktini bildirmekle ezanın aynı şey olmadığını vurgulayabilir.

Bir başkası da ses ve müzik eğitiminden geçmiş “kulak terbiyesine sahip, şan eğitimi almış, makamdan musikiden anlayan güzel sesli müezzinler” bulmanın olanaksız olduğunu, bu durumda iyi bir ezan kaydının yeterli desibelde hoparlöre verilmesinin uygun olacağını söyleyebilir.

Daha çok şey söylenebilir.

Türkçe ibadet ve ezan konusuna girmeden kendi hesabıma söylemiş olayım:

Bed sesli ezan memurlarından Saadettin Kaynak ve Münir Nurettin Selçuk estetiği beklemek boşuna olsa da, ezanı bed sesli kimselerin sonuna kadar açtıkları hoparlörden dinlemek dinletmek şart mıdır?

Namazda gözü olmayan insanların kulak zarını patlatacak kadar açılmış hoparlörlerden bangır bangır bir bağırışla, terennüm olmaktan çıkıp tüyler ürpertici bir kakofoni ile uyandırılması, bebeklerin çığlık çığlığa ağlatılması, hastaların yataklarından zıplatılması ne kadar doğrudur? 

Nihayet! Bu sorulara, gürültüden rahatsız olmak şöyle dursun, gürültüyü seven (“Ay’a dört şeritli otoyol yapılacak” vaadine gözü kapalı inanan), Allah Muhammed Kur’an Ezan bayrak retoriğinin “zengine han hamam servet, bu dünyada cennet / çalışana yoksula din diyanet, öbür dünyada cennet” siyasetinin kılıfı olduğunu sorgulamadan iman eden ümmetten akla uygun bir yanıt alınabilir mi?

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. İhvancı Hayalin İflası ya da 'Grand Strateji'
    ''Devletler arası siyasetin kadim kanunları, devletler arasında ezeli/ebedi dostlukların değil çıkarların olduğu yasası, dış politikada Firavun/Musa masallarıyla edilen duaya yer olmadığını sert bir şekilde anımsattı; “öldürmeyi iyi bilen” İsrail liderleriyle,…
  2. Kürtler Özgür Değilse..
    Şunu en başta vurgulayalım: İster devlet ister devletle savaşan bir örgüt; kim yapmış olursa olsun, sivil halkı hedef alan silahlı eylemler terör eylemidir. Köylerde, kasabalarda, kentlerin en kalabalık caddelerinde meydanlarında,…
  3. Tayyip Erdoğan Patavatsız mı?
    Entelektüel mahallenin kıdemlisi Murat Belge, Recep Tayyip Erdoğan’ın “patavatsızlık rekoru” kırdığını yazmış. Gerekçesi, Erdoğan’ın Mehmet Ali Çelebi’ye AKP rozeti takarken, kaç çocuğu olduğunu sorup tek çocuk yanıtı alınca, “Çocuk çok…
  4. Cehalet ve Kötülüğün Kıskacındaki Türkiye
    Türkiye ancak askeri darbe döneminde rastlanabilecek boğucu bir atmosferde nefes alıp veriyor. Aradaki fark, askeri diktanın bir avuç sermayedar dışında toplumun tümünü baskı altına almasına karşılık sivil diktanın toplumu neredeyse…
  5. Osmanlı Şanlı mı Kanlı mı?
    ''Hanedanın kendi içinde bile kan dökücü olduğunu; aile katliamını kanunlaştırdığını; 36 padişahtan 6’sının sonraki padişahın fermanıyla idam edildiğini; idam edilen padişahlardan Genç Osman’ın öldürülmeden önce bir de ırzına geçildiğini ve…
  6. Alim İlimle, Zalim Zulümle Yönetir
    SS’in “Erdoğan’ı kaybetmekten korkuyorum” sözlerini anımsatmış Çömez ve şu teşhisi koymuş: “Anksiyete bozukluğu. Akıllardan kolayca çıkmayan düşünce. Kaybetme korkusu. Ağır bir psikolojik travma halinde hepsi. Seçimi kaybettiklerinde bunları nasıl tedavi…
  7. Erdoğan 23 Seçimini de Kazanır mı?
    ''Her biri bir partiyi ve liderini yerin dibine geçirmeye yetecek bu sorunlar yumağına karşın AKP ve Erdoğan siyaset kulvarında en yakın rakibinin açık farkla önünde. Anketlere göre oy oranı yüzde 30’larda;…
  8. TSK Sınav Hırsızlığı ile Teslim Alındı
    “İstihbarat birimlerinin, Ankara Başsavcılığı’nın talebi üzerine yaptığı istatiksel analizlere göre, Gülen cemaati 2002-2013 yılları arasında, yani 17-25 Aralık 2013 sonrasına kadar tüm ÖSYM sınav sorularını çaldı; 500 bin kişi çalıntı…
  9. Siyasetçi Neden Yalan Söyler?
    ''Türkiye’de ekonomik buhranın en ağır mağduru (aynı zamanda yalana en çok maruz kalan) izler kitle, hakikat ile yalanı birbirinden ayıran çizgiyi tamamen hiçe saymak çaresizliğine düşmüş müdür, emin değilim. İzler…
  10. Siyasi yalanın Soylusundan soysuzuna
    ''Mitoman siyasetçi nasıl oluyor da pervasızca yalan söyleyebiliyor? “Ay’a kadar dört şeritli yol yapacağım desek, seçmenimiz inanır” itirafı mitoman siyasetçinin nasıl pervasızca yalan söyleyebildiği sorusunun yanıtı yerine geçer mi?''   Geçen yazıda dostlar…
  11. Yalancının Ampülü Yatsıdan Sonra Da Yanıyor
    ''Bana göre öne sürdüğü en parlak (hadi yalan demeyelim) yanlış bilgilerden biri de Amerika’yı Kolomb’tan önce Müslümanların keşfettiğini iddia etmesiydi. Aynen şöyle konuşmuştu: “Amerika’yı Kolomb değil Müslümanlar keşfetti. 1178’de Müslüman…
  12. Ukrayna: İnsanlık Vahşetle Sınanıyor
    Ukrayna’daki savaşta bir ay geride kaldı. Rusya’nın işgaliyle başlayan savaşın ne zaman nasıl biteceği öngörülemiyor. Kimin haklı kimin haksız olduğu sorusunun yanıtı, savaşa hangi pencereden hangi gözlükle bakıldığına bağlı. Savaşa emperyalist pencereler yerine işgale…
  13. Rusya'nın Ukrayna'yı İşgaline Hayır
    Ukrayna’nın 1917 Bolşevik devriminden sonra “yapay bir devlet” olarak kurulduğunu savunan Putin, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra palazlanan Rus sermayesinin ve faşizminin temsilcisi olarak, Sovyetler Birliği’ni değil, Çarlık Rusya’sını inşa peşindedir.…
  14. Yedisinden Yetmişe Erdoğan
    İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur! AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Trabzon’da vatandaşlara konuşurken yaşanan skandalı izlerken ilk olarak bu atasözü aklıma geldi. Aklıma başka atasözleri de geldi ama…
  15. Uğur Mumcu ve Abdi İpekçi'den Bugüne Medya
    Uğur Mumcu Marksist olmasa da, kapitalist piyasanın emrindeki ana akım medyanın terazisinde emek kefesinde duruyordu. Oysa 12 Eylül faşist darbesiyle girilen süreçte istikamet emek değil sermaye idi. Tekelleşen medya için…
  16. Adem'in Cehaleti ya da Öküz Altında Buzağı Aramak
     Sedef Kabaş’ın ve Sezen Aksu’nun başına gelenlere bakıp ülkenin geleceği adına kaygılanmamak mümkün değil. Sezen Aksu, yıllar önce söylediği “Şahane Bir Şey Yaşamak” adlı eserinde “Selam söyleyin o cahil Havva…
  17. Sahte Adnan Menderes Mektubu
    Adamın son vukuatı, son yalanı, 1961 yılında cuntacılar tarafından idam edilen Başbakan Adnan Menderes’e dair. Menderes’in idam edilmeden hemen önce cuntacılara yazdığı rivayet edilen bir mektubu okudu. Makamınız rütbeniz toplumsal…
  18. Şahsım'ın Büyükelçiler Blöfü
    ''Sözgelimi “içişlerimize karışamazsınız” meselesi. ABD’nin Türkiye’nin içişlerine karışmasına on yıllardır çanak tutan, ABD ile birlikte Irak’ın, Suriye’nin ve Libya’nın içişlerine (oradaki hükümetleri devirmeyi planlayacak kadar karışan), Suriye ve Irak’ın içişlerine…
  19. Bahçeli Devlet'in Hikmeti
    Devlet Bahçeli âlem adam vesselam. Mizah yeteneğinin zerresine bile sahip değil ama zaman zaman da olsa insanları güldürmeyi, düşündürmeyi başarıyor. Mesela, 2009 yılıydı. MHP’nin 40’ıncı kuruluş yıldönümüydü galiba. Parti kurultayı…

ANALİZ

ANALİZFaşizm ve İç Savaş

Faşizm ve İç SavaşErdoğan- Bahçeli ikilisinin ya da Cumhur ittifakının ülkede iç savaşı da göze…